'Kimliklerle ilgili karmaşa, iki kadının da anne olmayı seçmeleri ile iyice karmaşık bir hal alır.'

Son yıllarda baba ve babalık anlayışı ile babanın çocuk gelişimine etkileri üzerindeki görüşler gözle görülür değişimler göstermiştir. 1970 yıllarından sonraki gelişmeler, yeni kuramlar ve bebek araştırmaları, çocuğun bağımsızlık, özerlik ve bireyselleşme süreçlerini aşmasında babanın düşünüldüğünden daha önemli bir rolü olduğunu belirginleştirmiştir. Dürtü kuramında Freud babanın anne ile çocuk arasındaki agresyonları absorbe etme gibi bir rolü olduğunu söyler. Kurama göre baba, ödipal konum ve üçgen ile önem kazanmaya başlar. Ancak son yıllardaki çalışmalar, babanın rolünün sanılandan daha erken yaşlarda başladığını, yaşanılan ortamdaki babanın varlığı ile annenin simgelediği baba/erkek tasarımları bu etkilenmeyi en erken çocukluk dönemlerinde başlatan ana etmenlerdir.

Babanın anneye göre daha sosyal olduğunu, dışarı çıkıp eve geri geldiğini, çocuğun anneden sonra gördüğü/içselleştirdiği 2. İnsan olması nedeniyle sosyalleşmenin ilk adımı olduğunu düşünebiliriz. Bu anlamda filmde, olmayan baba sadece çocuklarının ödipal süreçlerinin eksik kalmasına değil, sosyalleşme, bireyselleşme ve temel güven duygusu gibi başka süreçlerle de ilgili olduğunu düşünebiliriz.

Filmde Nick karakterini canlandıran/Nick aslında bir erkek ismidir/evin babası kimliğine bürünmüş, erkeksi tavırlar, saç kesimi ve giyinişi ile dikkat çeker. Obsesif özellikleri belirgin, kuralcı, filmden birkaç cümle ile- eve para getiren, böylece herkesi kontrol eden- bir karakter olarak karşımıza çıkar.

Filmin diğer annesi, Nick’e göre daha yumuşak, keskin kenarları olmayan, evdeki-kadın/anne- rolünü üstlenmiş, çocuklar için çalışmayı bırakıp evde oturan,diğer anneye göre daha geri planda kalmayı seçmiş, filmden birkaç cümle ile- karanlıkta amaçsızca gezinen, potansiyelini boşa harcayan- bir anne.

İki annemiz, evdeki kadın erkek, anne baba rollerini paylaşmış olsalar da heteroseksüel bir ebeveyn ilişkisi kurulması beklenemez. Kimliklerle ilgili karmaşa, iki kadının da anne olmayı seçmeleri ile iyice karmaşık bir hal alır. Evdeki iki annenin rekabeti, senin çocuğun, benim çocuğum şeklinde, aralarındaki ilişkinin de bir yansıması gibidir. Nick belki anne olmamış olsa, evdeki erkek rolü daha çok üstüne oturacaktı, ama iki kadının da anneliği seçmeleri, birlikte homoseksüel pornolar izleyerek, diğer annenin Paul ile sevişmesi- ya da penis ile bu kadar kolay ve tutkulu buluşması ilişkilerindeki rolleri tekrar sorgulamamıza neden olur.

Yine Filmden bir cümle ile-kıçımdaki bir penis kadar ihtiyacım yok-denilen erkeklik/eril kimlik; ev içinde değersizleştirilmiş, yok sanılmış, kapının dışında ailenin ötesinde bırakılmıştır. Evdeki erkek çocuk için iş burada gerçekten güçleşir, çünkü bir penisi vardır. Filmde babayı bulmayı isteyen, bunun için ablasına ısrar eden erkek çocuk, ilk buluşma ile babasından hoşlanmaz. Zamanla hayata dair kimlikleri sorguladığı ve erişkin erkek nasıl olur? Sorusuna cevap aradığı babası ile ilk buluşmasında, rekabeti başlar. Ama akıllı ablası için durum tam tersidir. Baba ile ilk buluşmada ödipal süreçler birden canlanır, kız çocuk babaya yakınlaşır, erkek çocuk baba ile rekabet eder.

Eve aniden düşün bu yeni ebeveyn, özgür ruhlu, sıra dışı, yakışıklı, bağlanma ve yakınlaşma ile ilgili sorunları olan, kısmen narsistik öz. bulunan, baba, yıllardır var olan tüm dengeleri bozar. Cinsiyet/Cinsellik/Cinsel kimlik ile ilgili tüm çatışmalar yeniden alevlenir, peki şimdi evdeki gerçek ‘erkek’ kimdir?

Annenin Paul ile yatması, aslında var olan çocuklarının 15 yıl önceki seksi gibidir. İronik biir anlamı olduğunu düşündüğüm sevişmeler, bizi yeniden normalliği sorgulamaya iter. Bir insan doğduğunda annesini bilir, annesi onu karnında taşımış ve doğurmuştur. Anneliği kimse sorgulamaz. Ama babayı sadece anne bilir, Burada babayı ‘baba’ yapan şey aslında, anneden başkası değildir.

Filmde iki tane çocuğu olduğunu keşfeden, aile yakınlığı aradığını anlayan Paul , Nick’i eleştirmeye,ondan ailesini almaya, ya da bir anlamda ne kadar farkında olduğunu bilmediğimiz bir süreçte, çalmaya çalışır. ‘Alışılmadık bir aileye..’kadeh kaldırılan sofradan, Paul’in evinde aslında aldatıldığını ve tüm kuşkularının tam da yerli yerinde olduğunu fark eder Nick… Filmden bir cümle ile ‘Becerilmeye mi ihtiyacın vardı?’diye sorar. Yakınlık, sevgi, aşk, çocuk sahibi olmak, değer vermek, aile olabilmek, heteroseks gibi kadın erkek arasındaki tüm ilişkilerin, lezbiyen bir bakış açısı ile değerlendirildiği film,  sadakati ve yakınlığı da sorgulamamıza sebep olur.

Kız çocuk için, yeni bulduğu, yakışıklı ve karizmatik babasının, evdeki diğer anne ile yatması, tüm çatışmalarını ve kendi cinselliğini yeniden sorgulatır. Burada gerçekten aldatılan kimdir, annesi mi? Kendisi mi? Bu öfkeli süreçte, alkol alarak hoşlandığı çocuğu acemice öpücüklere boğar. Seksüel olarak aşırı uyarılmış en yakın akran, erkek çocuk için de agresyonların sembolü olduğunu düşündüğüm yine en yakın diğer akran ile, içlerindeki dürtüleri, arkadaş olarak yanlarında taşırlar,  iki çocuk…

Kız çocuğun/Joni evden ayrılıp, üniversite okumak için şehir dışında yaşayacak olması bu ayrılık süreci, aileyi yeniden bir yakınlığa, sıcaklığa ve aile dayanışmasına sürükler. Kapının ardında yalnız bırakılan Paul tehlikesi geçmiş, travma atlatılmıştır. Modernize olmuş günümüzde, lezbiyen ya da homoseksüel çiftler; anne ve baba olan transeksüel aileler vs. ruh sağlığını ne kadar etkilemektedir?

Belki de asıl tartışılması gereken, modernleşmenin ya da farklılaşmanın; kuramlara, ruh sağlığına ve insan psikolojisine olan etkileridir…

Dr. Aslı AKTÜMEN
Psikiyatrist / Psikoterapist